Öne Çıkanlar Yeni sezon sura isqenderli 10 temmuz Deepfake kıyağı

Heidi Çizgi Filminin Acıklı Hikayesi

Çocukluğumuzun çizgi filmlerinden biri Heidi çizgi filmi bir zamanlar bir nesli televizyon ekranlarına kilitlemişti. Heidi'nin temelinde ise aslında çok daha acıklı bir insanlık suçu var. Bu suçun ne olduğu konusunda size bilgi vermek istiyoruz. Okumaya devam edin. 

İsviçre'nin karanlık yüzü olan Heidi çizgi filminin hikayesi oldukça ilginç. İsviçre de refah düzeyi pek çok ülkeye göre oldukça yüksek. Ama ülkenin aslında geçmişi karanlık sayfalarla dolu. Bu karanlık geçmişe dair bir iz de Heidi çizgi filminde gözler önüne serildi. Tabiki bu zamana kadar İsviçre tarihini bilmeyenler, o kültüre aşina olmayanların bunu fark etmemesi oldukça normal. Çizgi filmin her bölümünde Heidi'nin ayaklarının çıplak olmasının farklı nedenleri var. Peki nedir ki bu neden? Merak edenler okumaya devam etsin. 

1980 ve 1990 lı yılların vazgeçilmez çizgi filmlerinden biri olan Heidi o dönemde büyük küçük herkesi ekran başına kilitlemişti. 

Alp Dağlarında büyük babasıyla yaşayan Heidi herkesin yardımına koşan bir çocuktu. Çizgi filmde ise bu karakteri hep çıkmak ayakla izlemiştik. Her ne kadar Heidi özgür ruhundan ötürü ayakkabı giymeyi kendisi reddetse de aslında bu durum farklı bir mesaj içeriyor ve Heidi'nin yazarı Johanna Spyri, İsviçre'nin karanlık tarihine gönderme yapıyor. 

Peki Heidi’nin neden ayakkabısı yoktu, yaratıcısı Heidi karakteri için nereden esinlenmişti?

Verdingkinder… Bu kelime “çıplak ayaklı çocuklar” anlamına geliyor, bir başka deyişle köle çocuklar. Köle çocuklar İsviçre tarihinin en kara lekesi. Heidi'nin hikayesi de bu çocuklara dayanmakta. 

İsviçre de 1789 yılında 14 yaşından küçük çocukların fabrikalarda çalışmaları yasaklanmıştı. Ancak bu çocukların sömürülmesine engel oldu ve İsviçre de 18. Yüzyılın sonundan 20. Yüzyılın başlarına kadar çocuk sömürüsünden dolayı bir alternatif bulundu. 18. yüzyılın sonuna doğru İsviçre’de boşanan çiftlerin, devlete borcu olan ailelerin çocukları ya da ailesini kaybetmiş, suç işlemiş çocuklar devlet veya kilise tarafından başka ailelerin yanına yerleştiriliyordu. Çocuklar çiftliklere kiralık olarak veriliyor ya da çocuk pazarında ev ve çiftlik işlerinde çalıştırılmak üzere satılıyorlardı. Tabii bu süreçte çocukların çiftliklerde neler yaşadığıyla da kimse ilgilenmiyordu. Çocukların bazıları çiftliklerde tacize uğruyor şiddet görüyordu. Çocuklar ahırda yatıyor, ağır işlerde çalıştırılıyor, düzgün beslenemiyor ve diğer çocuklardan ayırt edilmeleri için ayakkabı giyemiyorlardı, işte bu nedenle çıplak ayaklıydı köle çocuklar.
Bu insanlık suçu bir şekilde İsviçre’de benimsendi ve o dönemlerde kimse buna ses çıkarmamıştı. Ancak yabancılar bu soruna dikkat çekmeye çalıştı. 

İsviçre toplumunun garip bir şekilde kanıksadığı ve tepkisiz kaldığı bu olaya karşı yükselen ilk ses bir rus doktordan çıktı. Doktor, çalıştırıldığı çiftlikte ağır ve yoğun tecavüzlere uğrayan ve bunun sonucunda hayatını kaybeden bir erkek çocuk için resmi rapor hazırladı. Ancak rapor dikkate alınmadı. O dönem bu tip vakalar yerli doktorlar tarafından bir şekilde hasıraltı ediliyor, çocukların gerçek ölüm sebebinin üstü kapatılıyordu. Bu olaydan sonra bazıkadın örgütleri ve sendikalar da çocuk kölelerin durumuna karşı seslerini yükselttiler. Ayrıca bazı yazarlar da bu olaya karşı tavır aldılar.

İsviçre’nin utancı olan bu kölelik sistemi ise ne yazık ki 1981 yılında yani yakın geçmişte tamamen yasaklanabildi. Ancak İsviçre devleti bazıları hala hayatta olan, hayatları çalınmış bu çocuklardan 2013 yılında özür diledi. Ve onları affetmesini rica etti. 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.